ANASAYFA   |   YAYINLAR   |   YAZARLAR   |   HABERLER   |   HAKKIMIZDA   |   İLETİŞİM
Nuri BILGIN - Kimlik Inşası

 Nuri BILGIN
Kimlik Inşası
Aşina Kitaplar, 2007

    “Kimlik Inşası” son zamanlarda kimlik sorunları konusunda yazılmış en kapsamlı kitaplardan birisi.

    Kişisel, sosyal, mesleki, cinsiyet, kolektif, etnik, dinsel, kültürel, ulusal, ulus-üstü… Kimlikler, kısacası “kimlik” nedir? Kim olduğumuz sorusuna verdiğimiz cevaplar neyi ifade ediyor? Bu cevaplar, taş veya topraklar, bina veya anıtlar gibi insanın dışında ve ondan bağımsız bir nesneyi betimleyip anlatan ifadeler midir? Bir başka deyişle, kimliklerin özsel bir gerçekliği var mıdır?

öNSöZ

{mosimage}    Kimlik kavramı, cazibesi altında kaybolan ilginç kavramlardan biri. Zihnimizi aydınlattığı kadar da karıştırıyor; açıkladığı kadar da cevapsız bırakıyor, çözdüğü kadar da sorun getiriyor.  çelişkili, paradoksal, değişken, çok yönlü, karmaşık bir olgular yumağı.

    Her şeyden önce, kimlik olgularının bir dil berraklığı içinde ele alınmamasından veya tartışmalarda aynı dili konuşmamaktan kaynaklanan sorunlar olduğu görülüyor. Bu sorunlar, Babilleşme ve Balkanlaşma olarak da ifade edilebilir. Mitolojiye göre, Babil Asma bahçelerinin farklı katlarında çalışanlar, uzun yıllar süren inşa çalışmaları sırasında birbirlerinden kopmuşlar, dillerini unutmuş ve birbirilerinin dilini anlamamaya başlamışlardır. Babil çorbası veya Babilleşme olarak adlandırılan bu durum, kısaca insanların birbirleriyle anlaşamamaları durumudur.

    Anlaşmazlık, insanların bölünüp parçalanmaları ve yeryüzüne dağılmalarıyla sonuçlanmıştır. Bu metaforun farklı kültürlerde farklı versiyonlarına işaret edilir. Güney Italya kültüründeki Gufia efsanesi (Camileri) bunun bir örneğidir. Antik dönemde bölgede yaşayan Gufia adında iki başlı bir canavar varmış, bir tür ‘yaratık’ Golyat. Iki kafası farklı diller konuşuyormuş ve aralarında da anlaşamıyorlarmış.  Iki kafa tartışmaya başladığı ve anlaşamadığı günlerde canavar Gufia, sinir krizine girer ve önüne gelen her şeyi yıkıp geçermiş ve canlıları öldürürmüş. Âşık Paşa’nın Garipname’sinde XIII. Yüzyıl Anadolusu’nun çok-kültürlülüğünü yansıtan bir öyküye göre Türkçe, Arapça, Farsça, Ermenice konuşan ve yerde bir akçe bulan bir grup insan, bu bir akçeye neyin alınacağı konusunda hararetle tartışır; her biri bu bir akçeye kendi diliyle bir şey ister. Bir türlü anlaşamazlar ve kavgaya tutuşurlar. çok dil bilen bilge biri, bu bir dirheme hepsinin de muradının yerine getirilebileceğini söyler ve kavga sona erer. Zira hepsi de kendi dillerinde aynı şeyi, yani ‘üzüm’ istemektedirler (“Dili ayruk ille dilek bir idi /...”çün bir idi istedügi dördinün / Merhemi bir yerdeyidi dördinünü”).

    Buna paralel olarak fikirler alanında bir Balkanlaşma söz konusu; hemen her konuda fikirler piyasasında büyük bir fikir arz ve talebi var. Bu durum, insanlık tarihinde yepyeni bir durum. 2000’li yılların ilk beş yılında bilişsel piyasada dolaşan enformasyon miktarının, Gutenbergten bu yana olandan daha fazla olduğu hesaplanıyor (Bronner). Enformasyon çokluğu, paradoksal olarak enformasyon yokluğuna benzer bir çaresizlik içinde bırakıyor insanı. Bu tür bir ortamda fikirler, muteberlik kazanamıyor. Yeni fikirlere karşı bir sağırlık, bağışıklık ya da duyarsızlık (iletişim metaforuyla mitridatizasyon) oluşuyor.  Her konuda binlerce enformasyonla karşılaşan insan, bilişsel dünyasını (tutum, fikir, bilgi, haber, inanç, vb) örgütleyemiyor. Dolayısıyla, bilişi, eylemine rehberlik etmekten uzak kalıyor.     

    Tuhaf bir durumdayız. Genelde yol bulamadığımız zaman, ne gözümüze görünen bir yol vardır, ne de bizi yönlendirecek bir bilgi, bir ipucu. Oysa içinde bulunduğumuz durumun güçlüğü bunun tam tersi:  önümüzde pek çok yol, elimizde pek çok ipucu var.

    Bu durum karşısında, doğrusal bir hat üzerinde akıl yürüterek bir apaçıklığa ulaşmak mümkün değil. Moscovici’nin (şair Archiloque’tan esinlenerek) kullandığı bir metafor bu duruma uygun düşüyor. Bu metafor, bir toplum yaşamının temel dokusunu oluşturan temel sorunlar karşısında araştırmacıların tavırlarını, tilki ve kirpi tavırlarına benzetmeye dayanmaktadır. Tilki tavrı, belirli bir sorunu incelemeye başladığında adım adım bir kavrama ve betimleme çabası gösteren, sosyal alanın bütün pistlerini yoklayan, çelişik ve düzensiz kavramları ve olayları kombine etmeye çalışan, ustalık gerektiren ince yöntemleri manipüle eden araştırmacı tavrıdır. Kirpi ise, belirli bir paradigmayı benimsemiş, sınırlarını çizmiş ve sonuçtan emin olarak top haline gelen, dikenlerini, oklarını dışa uzatan, kendi görüşünü, vardığı sonucu bozan şeylere, görüş ve eleştirilere karşı savunma pozisyonunda duran, bulgularını kendi dalı içersinde kalarak, yani belirli bir tek esas nedene bağlayarak açıklamaya ve her şeyi otoritesi bilinen bir teoriler sistemine oturtmaya çalışan araştırmacının tavrıdır; örneğin sosyal olguların nedeni olarak, ister sosyal veya ekonomik, ister psikolojik veya politik nedenler gösterme anlayışı söz konusu olsun, bir kirpi tavrıyla karşı karşıyayız demektir. Birinci halde ‘bir keşif pratiği’nin, ikinci halde ise ‘gerçekliğin tanımı’nın söz konusu olduğunu belirten Moscovici’nin bakışında, araştırmacılar, tilki gibi başlayıp kirpi gibi bitirmeyi hedeflerler. Ancak incelenen olgu, tek bir paradigmaya sığmayacak kadar karmaşık olması ve araştırmacının da tek bir modele hapsolmak istememesi halinde gerilim devam etmektedir.  

    Kimlik sorunları, büyük ölçüde, azınlıklar, marjinal kesimler, çeşitli türden topluluklar yanı sıra birey-grup, birey-toplum ve gruplar arası ilişkilerde gözlenen kimlik süreçleri, yaşantıları ve çatışmalarla ilgilidir. Bu bakımdan, benim bu ülkenin bir aydını olarak ilgilendiğim genel sorunlar kadar, yaşamım boyunca farklı dünyalarda ve çoğu kez iki şey arasında yer almış bir insan olarak kişisel düzlemde yaşadığım, üstelik açık seçik veya belirsiz bir tarzda pek çok insan tarafından da paylaşıldığına inandığım sorunlarla yakından ilişkilidir. Bu anlamda kitap çoğu insan gibi, benim de sürekli kafa yorduğum kalıcı veya geçici somut sorunlar konusunda yaşadığım entelektüel serüvenin minyatür bir kopyası. Bunu, kitap boyunca ve yeri geldikçe,  çeşitli araştırma ve inceleme bulgularını ülke ve toplum sorunlarıyla ilişkilendirme ve değerlendirme çabamda görmek mümkündür.

    Son yıllarda toplumumuzu ve dünyamızı sarsan olayları anlamak, çoğu insan gibi benim için de önemli bir sorun olmuştur. Olayların saydam olduğu ve dünyanın kendisini bize dolayımsız olarak aynen yansıttığı yönündeki illüzyonlarımız bir yana bırakılırsa, bunun ne denli sancılı bir uğraş olduğu açıkça görülür. Benim konumumda olan insanlar, zamanla, başlangıçta belki de sadece kendileri için bir anlayış geliştirmek üzere gösterdikleri çabaları sürdürmek ve bu anlayışı başkaları için de anlamlı olabilecek bir tarzda iletmek zorunluluğunu hissetmektedirler. Burada önce geniş anlamda bir okuma ve ardından da bir yazma uğraşı, bir başka deyişle anlamak ve paylaşmak söz konusudur.

    Anlamak, dış dünyada olan biten şeyleri anlamlı biçimler halinde örgütlemek, uyaranlar yığını içersinde anlamı olan biçimler ayırt etmek demektir. Bu perspektifte anlam şeylerin bizatihi özelliği değil, bizim şeylerle aramızda kurduğumuz ilişkidir. Bu böyle olduğu ölçüde, olayların saydamlığı bir illüzyondur. Dünya bizim gördüğümüz şey de olsa onu görmeyi öğrenmek gerekmektedir (Merleau Ponty).

    Algılarımız, her şeyden önce, kendimizde veya etrafımızdaki şeylerin anlamlandırılması ve dolayısıyla tanınmasıdır; bu algı, yeni şeylerin daha önceden sahip olduğumuz bir takım algı öğelerine şekillenir. Kendimize veya kim olduğumuza ilişkin sorularımız da, kendimizi, aynı şekilde, repertuarımızda mevcut bilgilere göre çözmeyi içerir. üstelik bu şifre çözme işlemi, rasyonel bir akıl yürütmeyle yansız ve pekin bir şekilde yapılmaz; ihtiyaç ve beklentilerimizin, alışkanlık ve yaşantılarımızın, geçmiş ve gelecek tahayyülümüzün, inanç ve mitoslarımızın, içinde yer aldığımız grupların norm ve kurallarının, çağın havası ve değerler sisteminin, vs. izlerini taşır.  

    Kitap insan ilişkilerinde yaşanan kimlik sorunlarının çeşitli yanlarına işaret ederek, okuyucunun kendini sorgulamasına ve kendine bakmasına bir vesile olmayı istemektedir. çünkü zaman zaman kendimizi elimize alıp bakabilmenin, kendimizle gerektiğinde “gırgır” geçebilmenin önemine ve gereğine inanıyorum. çoğumuz hemen her gün aynı aynalara bakıyoruz. Aynaların çeşitlenmesi, insanın özgürleşmesinin önemli bir koşuludur. Pek çok şey gibi insan olmanın da, -iyi ki- farklı tarzları mümkündür. Insan koşulu, tasavvur edebileceğimizden çok daha fazla ve çok daha türlü gerçekliklerden oluşuyor. Aynalarla barışık olmak ve aynalar karşısında cesur olmak, kolay değilse de, olgunlaşmamızın ve özerkliğimizin gereği.

    Kitap, arkasında yatan zihinsel emek bir yana, tek başına ve birden yazılmadı. Kitabın ortaya çıkış sürecinde, pek çok kişinin farklı düzlemlerde katkı ve desteklerini gördüm: Kimlik konusundki deneysel çalışmaların taranmasında Mert Teközel ve A. Selim Bilgin; kolektif bellek konusundaki kaynakların taranmasında ise Ebru Tezcan ve Gökçen Başaran başta olmak üzere pek çok kişi emek verdi. Her birine ayrı ayrı teşekkür ederim. Bunun yanı sıra, kitabın yazım sürecinde yükümü omuzlayarak hafifleten aileme ve fakülte çalışanlarına, entelektüel ilgi ve moral desteklerinden dolayı da dostlarıma gönülden teşekkür ederim. Nihayet hastalıklarımla birlikte geçen son on yılı aşkın bir süre boyunca beni ayakta tutan doktorlardan, organ naklinin bütün zorluklarını taşımamı sağlayan Doç. Dr. Hüseyin Töz’e ve ciddi kalp sorunlarımı büyük bir empatiyle yüklenen Prof. Dr. Isa Durmaz’a şükran duygularımı belirtmek isterim.

    Kitapta ele alınan konular, büyük ölçüde, Ege üniversitesi’nde son 10 yıl boyunca yürüttüğüm seminer ve ders konularıyla örtüşüyor. Konuların bir kısmında, öğrenci ve genç meslektaşlarımın taşıdığı ‘çağın havası’ var. Sorularıyla fikirlerimi ‘demlendirmeme vesile oldukları için’ kendilerine müteşekkirim.   

    Yararlı olması ve sabırla okunması dileğiyle.

    Bornova

ARKA KAPAK

    Kimlik Inşası’ son zamanlarda kimlik sorunları konusunda yazılmış en kapsamlı kitaplardan birisi.

    Kişisel, sosyal, mesleki, cinsel, kolektif, etnik, dinsel, kültürel, ulusal, ulus-üstü … Kimlikler, kısacası ‘kimlik’ nedir? Kim olduğumuz sorusuna verdiğimiz cevaplar neyi ifade ediyor? Bu cevaplar, taş veya topraklar, bina veya anıtlar gibi insanın dışında ve ondan bağımsız bir nesneyi betimleyip anlatan ifadeler midir? Bir başka deyişle, kimliklerin özsel bir gerçekliği var mıdır?

    Veya bu cevaplar, kim olduğumuz hakkında verdiğimiz cevapları anlatan ifadeler midir? Yani kimlikler, kişisel-sosyal, kültürel-tarihsel bir icat ve inşa ürünü müdürler? Kimlikler aynada yansıyan görüntülerimiz midir? Yoksa gösterdiği tarafından gösterilen birer ayna mıdır?

    “Kimlik Inşası” sizleri tüm bu sorular etrafında örülen bir yolculuğa davet ediyor ve bu yolculukta günümüz Türk toplumunu derinden saran bazı can alıcı sorunların cevabını arıyor.

    Bilgin, kitabında Aydınlanma’nın şeklî ve kuru cumhuriyet yorumunu, töresiz, antropolojisiz bir cumhuriyet fikrini aşmanın; cumhuriyet fikrini, topluluk ve duygularla (aidiyet duygusu, teritoryal eğilim) birleştirmenin; ulusal kontrat fikriyle etnoloji ve psikolojiyi bağdaştırmanın; cumhuriyetin cemaatçiliğe düşmeden cemaatlerle birlikte var oluşunun ve bir bakıma olgularla söylemleri bağdaştırarak siyasal şizofreniden çıkmanın yollarını arıyor.

IçINDEKILER

GIRIŞ
    
I. KISIM: Kimliğin Yükselişi
I. 1. KIMLIK TUTKUSU         
I. 2. PRAG öÐRENCISI ya da GöRüNTüSüNE SAHIP OLMAK    
I. 3. ŞATO ya da DIŞLANMA SANCISI     

II. KISIM: Kimlik Inşası
II. 1.KIMLIK INŞASI: ANTROPOLOJIK PERSPEKTIF          
II. 2. KIMLIK INŞASI: MODERNLIK PERSPEKTIFI    
II. 3. öZSEL KIMLIKTEN KURGUSAL KIMLIÐE        
    a. Sağduyu Nedenselliği ve Inşacı Nedensellik    
    b. Kimlik Inşasında Diğerleri        
    c. Sosyal Damgaların Gücü     
II. 4. KIŞISEL GELIŞIM SüRECINDE KIMLIÐIN INŞASI    
    a. Benlik Gelişimi: Kendini Eline Alıp Bakabilme    
    b. Aynaların Vazgeçilemezliği: Ayna Ben     
    c. Sosyalleşme: Kimlik Duygusunun Kazanılması    
    d. Kendini Kavrayış Olarak Kimliğin Oluşumu     

III. KISIM: ötekinin Icadı ve Inşası
III. 1. SOSYAL KARŞILAŞTIRMA    
III. 2. KIMLIÐE AçILAN KAPI: KATEGORILENDIRME     
    a. önyargı ve Stereotipler     
    b. Kendini Kategorilendirme, Prototipiklik ve Metakontrast     
    c. Farklılığın Dayanılmaz çekiciliği     
III.3. KIMLIÐIN ZORUNLU FAZLASI: öTEKILER    
    a. Günah Keçisi Olarak öteki    
    b. ötekinin Farklı çehreleri    

IV. KISIM: Kolektif Bellek ve Ulusal Kimlik
IV.I. BELLEKTE KIMLIK ve KIMLIKTE BELLEK
     a. Kişisel Kimlik ve Otobiyografik Bellek
     b. Belleğin Sosyal çerçeveleri                          
     c. Kolektif Bellek Inşası                              

IV.2.. SIYASAL TOPLULUKTA öTEKILERIN KONUMU:
    ULUSAL KIMLIÐIN INŞASI
a.    Ulusun Kavramsallaştırılması     
b.    Entegrasyon ve Kültürler    
c.    Grup Bağlılığı Olarak Ulusal Duygu    
d.    Yurttaşlık ve Laiklik    
e.    Kültürlerarasılık    

BITIRMEK IçIN
    Kaynaklar


 

Nuri Bilgin © 2007
Kimlik Inşası

Aşina Kitaplar

Yayın Hakları Aşina Kitaplar-Turmaks Yayıncılık Ltd Şti.’ne aittir.
Izin alınmadan kullanılamaz.

Refik Belendir Sokak 46/3 Y. Ayrancı Ankara
Tel - 0 312 441 9941 Faks- 0 312 440 10 35
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
www.asinakitapla.com

Editör- Mehmet Kemaloğlu
Kapak Tasarım-  Mustafa Alibaşoğlu
Dizgi ve Baskı öncesi Hazırlık – Songül Kalender
Baskı ve Cilt- MedicoGraphics Ajans ve Matbaacılık

Aşina Kitaplar bir Arjantin Felsefe Grubu Yayınıdır
www.arjantinfelsefe.com
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
  • KİTAP GALERİSİ
     alt
     altalt
     alt alt 
     Eski Dünya
    Seyahatnamesi
    Batı Uygarlığı Tarihine Teorik Bir Giriş
    Türk Grup DavranışıAşk Üstüne DenemelerAçık Kriptolar
     
     İlber Ortaylı
    Hilmi Yavuz
    Burcu Pelvanoğlu
    Erol Göka Ahmet İnam
    Gündüz Aktan
     
  • KİTAP GALERİSİ
     alt
    altalt
    altalt 
     Yaşam Bizi ÇağırırkenKimlik İnşası
    Bahçeler Çözüldü
    İncire Yemin
    Cemil Meriç'in Psikolojisi
     
     

    Ahmet İnam
    Nuri Bilgin
    Alphan Akgün
    Ercan Yılmaz
    Necip Mirkelamoğlu
     
  • KİTAP GALERİSİ
     alt
    altalt
    altalt 
     Gerçek Dost Pakistan
    Anılar
    Türk Tiyatrosunun
    Antropolojisi
    Sabatay Sevi ve Sabataycılar
    Mitler ve Gerçekler
    Cumhuriyetimize Dair
    Türkmen Aşiretleri
     
     Ayhan Kamel
    Aslıhan Ünlü
    Cengiz Şişman
    İsmail Küçükkaya
    -İlber Ortaylı
    -Hilmi Yavuz
    -Deniz Ülke Arıboğan
    Doktor Frayliç ve
    Mühendis Ravling
    Çev: Çiğdem Önal
     
  • KİTABIN İÇİNDEN GÖRÜNTÜLERİ BÜYÜTMEK İÇİN LÜTFEN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

    Açık Kriptolar
    Açık Kriptolar
    Açık Kriptolar
    Açık Kriptolar Açık Kriptolar Açık Kriptolar
      Açık Kriptolar Açık Kriptolar Açık Kriptolar Açık Kriptolar

Aşina Kitaplar bir Arjantin Felsefe Grubu oluşumudur.
 
 İsmail Küçükkaya Akşam Gazatesi'nin yeni Genel Yayın Yönetmeni oldu.
 Haftalık Program için tıklayınız.
 Basında Arjantin Felsefe Grubu
www.arjantinfelsefe.com
Copyright © Her Hakkı Saklıdır 2006-2009 Aşina Kitaplar
 
 
T Yayınları