| Darbeler ve Türkler, Nasuhi GÜNGÖR |
|
{mosimage}Nasuhi GüNGöR Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
TRT 1’in kaliteli tartışma programları arasında yer alan “Konuşu-yorum”’un bu haftaki gündeminde bu başlıklar ele alındı. (26 Mayıs Cuma) Programı sunan iki değerli akademisyen Ahmet Inam ve Erol Göka’nın döneme tanıklık etmiş önemli konukları vardı. Ancak Mümtaz Soysal Hoca, anlaşılmaz biçimde programa geç katılıp erken ayrılınca kendisini doğru dürüst dinleme şansımız olmadı. Programa damgasını vuran ise, herşeyden önce 27 Mayıs ve sonrasında yaşananların birinci dereceden mağduru Aydın Menderes oldu. Geç saatlere kadar süren tartışmayı ayrıntılı olarak aktarmak mümkün değil. Ancak Menderes’in gerek geçmişi, gerekse bugünü ele alırken gösterdiği soğukkanlı duruş ve herşeyden önemlisi titiz bir düşünce serüveninin hasılası olan kapsamlı analizleri seyretmeye değerdi. Mesela “halk”, “ulus” ve “millet” kavramları üzerinden yaptığı değerlendirme ve sonuç itibarıyla “millet”in sahip olduğu anlam derinliğine/zenginliğine yaptığı vurguya, şu günlerde her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. ülkeyi tehlike altında gördüğü için ortaya çıkan sözümona hassas birtakım akımların, “ulus” ve “millet” arasındaki farkı yok saymaları, belki de yakın geleceğin en büyük tehdidi. Menderes’in demokrasinin kutsanmasına, kusursuzlaştırılmasına yönelik eleştirileri ve bunların da bir perde arkası olduğuna işaret etmesi; insanlığın bir tekamüle doğru ilerlediği tezine getirdiği eleştiriler, gecenin pekçok önemli tespitinden sadece birkaçıydı. Bunların, güncelin karmaşası içinde boğulup giden herkes için son derece ufuk açıcı olduğunun altını çizelim. Aydın Menderes’in siyasetçi kimliğinin ötesinde sahip olduğu engin birikimini yakından görme ve istifade etme şansına sahip olduğum için kendimi her zaman şanslı saydım. Keşke üniversiteden hocam olan Mümtaz Soysal da programda kalsa ve farklı bir bakış açısıyla dünü ve bugünü ondan dinleme şansımız olsaydı. Hazır konu dünü ve bugünü anlama çabasına gelmişken, “Türk Grup Davranışı” adlı çalışmadan söz etmenin tam yeridir sanıyorum. (Aşina Kitaplar, Ankara 2006) “Konuşu-yorum”un sunucularından ve aynı zamanda psikiyatri doçenti olan Erol Göka’nın bu değerli çalışmasıyla uzun süredir boğuştuğumu, ama bunun inanılmaz keyifli bir uğraş olduğunu da burada kaydedeyim. Peki maksadım kitap tanıtmak mı, peşinen hayır. çünkü “Türk Grup Davranışı”, kapağına ve önsözüne bakılarak üç-beş satır yazılıp bir kenara atılmayı hak etmiyor. Tam da şu günlerde yaşadıklarımızı daha doğru anlamanın kapılarını açıyor bizlere. Evet, çok tartışılacak ve belki de pekçoğumuzu çileden çıkaracak tezleri var bu kitabın. Fakat “Dokuz Oğuz Kavmi”nin bir kez daha düşman olup birbirini yediği şu günlerde, çileden çıkmaktan başka bir yol da görünmüyor zaten. Siz gerçekten “Türk Tipi öğrenme”nin ne olduğunu merak etmiyor musunuz? Mesela bu ülkedeki neredeyse her üç “satılık” levhasından ikisinin çoğu “mektepli” insanlar tarafından nasıl olup da yanlış yazıldığını hiç düşündünüz mü? Düşünmediyseniz, “Nasıl olur da hukuk bitirmiş, avukat olmuş bir adam girip gün ortasında Danıştay’da cinayet işler” türünden tartışmalara hiç bulaşmamanızı tavsiye ederiz. Hele “derin devlet” gibi “ağır” konulardan zinhar uzak durun. Yok ben bu işleri anlamak istiyorum, “sözlü kültür”ün çocuğu olsam da bu meselenin kökenini merak ediyorum diyorsanız; size acilen bir “Türk Grup Davranışı” edinmenizi tavsiye ederiz. Bizim tavsiyemiz kimseye sıkıntı vermez. Aman ki Erol Göka’nın size mesleki tavsiyede bulunacağı yerlerde gezinmeyin yeter. |
| Aşina Kitaplar bir Arjantin Felsefe Grubu oluşumudur. | |
![]() | İsmail Küçükkaya Akşam Gazatesi'nin yeni Genel Yayın Yönetmeni oldu. |
| Haftalık Program için tıklayınız. | |
| Basında Arjantin Felsefe Grubu | |
| www.arjantinfelsefe.com | |